Bade Şarap Butik 1 Aralık 2005
|
||
|
Bade Şarap Butiği'nden içeri girdiğimizde Corvus Şarapçılık'tan Şebnem hanım ile Ebru hanımı sohbet ederken, Süleyman'ı da masadaki son rötuşları yaparken bulduk. Yani toplantı kadrosundaki ilk gelenler Refik bey ile ben olmuştuk. Corvus'un mimarı Reşit SOLEY Corvusların tadımını yapacağımızı duyunca güzel bir jest yapıp Corvus'ları kendisi göndermişti. Teşekkürler Reşit bey. Şebnem hanım gidene kadar ayak üstü sohbetimiz sırasında Corvus Teneia 2004 Çavuş açılmış ve yudumlanmaya başlanmıştı. İlk burunda gelen maya kokusu az sonra yok olmuş olabildiğince iyi işlenmiş Çavuş kadehleri yeni gelenlerin de ellerinden sohbete eşlik eder olmuştu. Ancak Refik bey; "siz bunun bir de frizantesini için İrfan Bey" diyerek az önce gelen İrfan PAPİLA ve kızı Berrin'e haklı olarak ilk kez Bozcaada'da tadına baktığımız Çavuş Frizante'yi överek anlatıyordu. Az sonra Bade Butiğ'e kapı komşusu kadar yakın kaligrafi ustası Cumhur SARCAN da gelerek bu sohbete katıldı. Suat SÖYLER ve Serpil-Tayfun CANSEVER çiftinden sonra Şebnem SÖYLER de geldiğinde vakit tamamlanmasına rağmen iki eksiğimiz kalmıştı. Masa etrafındaki yerlerimizi almış, tadımın ilk şarabı olan Talay 2003 Karalahna henüz kadehlere konuyordu ki Özlem TİFTİKÇİ ve arkadaşı Zehra KOÇ kapıdan girdiler. Bu tadım toplantısının kadrosu tamamlanmıştı. Tadıma geçildiğinde herkes şaraplar üzerine yoğunlaştı ve eller kadeh ile not kağıtları arasında gidip gelirken masayı kaplayan sessizliği şarapların özellikleri hakkında kısa cümlelerle ortaya atılan sözler bozuyordu. Sırasıyla Talay Karalahna 2003, Corvus Karalahna 2004, Corvus Kuntra 2004 tadıldı. Hemen belirteyim; bizim yaptığımız tadım kesinlikle profesyonel bir tadım olmadığı gibi tadımcılar da uzman tadımcılardan oluşmamaktadır. Aşağıda yazılanları şarabı anlamaya çalışan bazı meraklıların sözleri olarak okumanızı rica edeceğim. Talay Karalahna 2003: Burunda meyve kokuları algılandı. Tatsal incelemede hafif acılık, asit-tanen dengesinin asit yönünde olduğu ve bitişinin kısa olması notlara geçti. Üretimden kaynaklanan bir sorunun olmadığı ancak cibre fermantasyonunun kısa tutulduğunun sanıldığı, bundan da renginin ve gövdesinin olumsuz etkilendiği düşüncesi dile getirildi. Corvus Karalahna 2004: Orta yoğunlukta yakut rengindeki bu berrak şarabın kokusal incelemede mantar problemi yaşadığının tespiti üzerine daha önce bu şaraptan içenler tarafından sorunun bu şişeye özgü olduğu düşüncesi ifade edildi. Yüksek alkolün (%13) üzümünün zamanında toplandığını gösterdiğini ve bunun aromalarından da hissedildiği görüldü. Corvus Kuntra 2004:
Kötü bir rekoltenin yaşandığı bu yılda temiz burunlu bir şarap.
Böğürtlen ve meyve aromaları net olarak algılandı. Genç bir şarap olduğu hissediliyordu. Yumuşak asitleri ile içimi keyif verdi. Her iki
Corvus'un da fiyat etiketinin yüksek olması nedeniyle şarapların
piyasada fiyat/performans açısından beklentileri karşılama sorunu
yaşayabileceği belirtildi. |
||
|
||
|
Soldaki fotografta rengi ve berraklığı görülen domates şarabının burnunda ispirto kokusu algılanıyordu. Tadımın da ise temiz bir üretim olduğu ama hafif acılık ile alkolü baskın olarak hissedilen bu Papila şarabı tadım günlüğümüze bir ilk olarak girmiş oldu. Daha sonra İrfan bey'in bir başka meyve şarabının tadımına başladığımızda yine bilgi vermeyeceğini söyledi ama bu kez elma kokusu kendini ele vermişti. Altın sarısı renkte olan bu kırmızı elmadan yapılan şarap burunda meyve kokusu yanında pekmez karamel aroması verirken tadımda tatlı, hafif asitli ve orta gövdeli olduğu anlaşılıyordu. Bitişi uzun olan elma şarabından sonra bir başka meyve şarabının tadımına geçtik. Suat Söylerin yaptığı
bu şarap Osmanlı Çileğinden yapılmıştı. Sağ üstte fotografında görüldüğü
gibi berrak, nar çiçeği rengindeki 2005 ürünü bu şarabı içmenin mi,
yoksa koklamanın mı daha güzel doğrusu karar veremedik. Nefis bir çilek
kokusu ile burnumuz bayram etti. Tadımından sonra Suat bey tebrik
edildi. |
Çilek Şarabı |
|
Meyve şarapları bitmiş sıra üzüm şaraplarına gelmişti. Her ne kadar üzüm de bir meyve olsa da ve de üzümden yapılmayan ürünlere şarap denilmesi uygun görülmese de yazımda tanım karmaşasına yol açmamak için bu şekilde belirtmeye devam edeceğiz. Sırada yine bir Papila ürünü kırmızı bir şarabın tadımı vardı. Cardinal üzümünden yapılan berrak bordo renkli bu şarap burunda meyve aromalı ve tadımda burukluğu ile iyi bir içime sahipti. İrfan PAPİLA'ya toptan iyi denemeler hocam dedikten sonra sıradaki ikinci kırmızı Refik MELİKOĞLU tarafından getirilen 2003 Cabernet idi. Rengindeki bulanıklık ve kahve rengimsi mor oluşu dikkatimizi çekti. Sanırım bize dolumda sona kalan bir şişe denk gelmişti. Burunda hafif bir kimyasal koku algılanmasına rağmen damakta dengeli olduğu görüldü. Daha sonra yine Refik bey tarafından getirilen 2003 Kalecik Karası'na geçildi. Berrak vişne rengi yerinde olan bu şarabın burunda meyve aromalarının yanında karamel ve pekmez kokusu algılandı. Tadımı sırasında da hafif bir gövdeye sahip olduğu görüldü. |
||
|
Gelmiştik akşamın finaline ve ikinci sürprizine. Toplantı günü olan 1 aralık Şebnem SÖYLER'in doğum günüydü. Ve ışıklar bir anda karartılarak alkışlar eşliğinde ortaya üzerinde mumlar yanan bir pasta çıkıverdi. İyi ki doooğduum Şeeebneem nidaları ile pasta masadaki yerini aldıktan sonra pastaya eşlik edecek likör de eşi Suat SÖYLER ile birlikte yapılmıştı. Kayısı çekirdeği-badem-sakızdan yapılan likör de kadehlerdeydi. Kaçıncı yaşını kutladığımızı kimse sormadı ama likörü nasıl yaptıklarını ben dahil herkes sordu. Eğer bu likörün tarifini siz de merak ediyorsanız buraya tıklamanız yeterli. Likörden bir yudum aldıktan sonra hemen |
||
|
||
|
Ana Menü / Fotograf / Galeriler / Makaleler / Şarap / Geziler
DekomostRa
memet@dogusfm.com.tr