Bade Şarap Butik  9 Mayıs 2005

 

Şu fotograftaki insanların yüzlerine bir bakın. Sıcak, samimi, dost canlısı, cıvıl cıvıl, pırıl pırıl bu yüzlerdeki  ifade onların aralarında sıkı bir gönül bağı olduğunu göstermiyorsa ben de hiç bir şey bilmiyorum. Oysa; hiçbiri masanın etrafını çevreleyenleri iki saat öncesine kadar tanımıyordu. Birlikte yaşadıkları bir kaç saat hiç geçmesin istediler. Keşke; fotograftaki gibi o anı durdurup tekrar tekrar yaşayabilseydik.Öyle değil mi dostlar?

Yazıya yukarıdaki fotografla başlayarak belki sondan başlamış oldum ama bazen yaşananların güzelliğini vurgulamak için böylesi daha uygun oluyor. Tadım için getirilenler bitmiş ve final olarak da Tufan İLHAN'ın getirdiği çikolata likörünü kadehlere pay etmiştik. Elimizdeki kadehlerdeki içkinin rengi ve bıraktığı izden de bu anlaşılıyor. Neyse; gelelim tadım saatlerini sırasıyla gözden geçirmeye.


Muhteşem masa
konukları bekliyor.


Zeytinyağlı Enginar
Fatih ALTAN'dan


Emir-Sultaniye servisi


Sıcak Sohbet

Solda gördüğünüz masa ben Bade Şarap Butiği'ne gittiğimde Ebru-Melek-Süleyman üçlüsü ile hazırlanmış, yansı perdesi asılmış bizi bekler buldum. Bunun için kendilerine teşekkür ederim. Biraz sonra Fatih ALTAN; geçen toplantıdan verdiği sözün gereği hazırladığı zeytinyağlı enginar tenceresi ile geldiğinde güzel yemeğin masa başında yer almasıyla fotograf karesi de tamamlanmış oldu. Ellerine sağlık Fatih ALTAN. Kapı önündeki ayaküstü sohbetin bittiğini bildiren "haydi başlayalım artııık...saat yediyi çeyrek geçiyooor..." seslenişi ile içeri girdiğimizde yapılan yoklama sayımında Ankara'dan katılacağını söyleyen Serdar bey hariç herkesin gelmiş olduğu anlaşıldı. Yolda mı acaba diyerek telefonla arayıp ulaşılamayınca toplantıyı başlatmaya karar verildi. Sağdaki fotograflardan da görüldüğü üzere sunumu Ebru TÜREDİ ve sunum asistanlığını da Melek KOÇKAR yaptı. İlk Üzüm olan Sultaniye perdeye yansıtılıp özellikleri sıralanırken bir yandan da Angora Sultaniye kadehlere servis yapılıyordu. Daha sonra da Emir üzümünün sunumu da aynı yöntemle yapıldı. Emir olarak Nevşah şarabı kadehlerimizde yer aldı. Ebru hanımın önerisi ile şarapların özelliklerini bir kişi ile özdeşleştirmeye çalıştık. Çeşit çeşit tanımlamalar geldi. Hoş tanımlamalar ardı ardına gülüşmelere neden oldu. Sunumun dosyasını buraya tıklayarak alabilirsiniz. Gerek Angora Sultaniye ve gerek Emir den yapılan Nevşah bende hep bir eksiklik hissine neden oldu. Eksiklik derken; sunumda belirtilen özellikleri şarapta arayışlar ve kişisel beğenilerden söz ediyorum. Yoksa şaraplarda bir sorun yoktu. Sonra DLC Emir-Sultaniye kupajı servis yapıldığında eksikliğin giderildiğini gördüm. Emir ve Sultaniye sanki birbiri için yaratılmışlar. Bana göre tek başlarına sanki hep bir bacağı eksik gibi olan bu iki şarap bir araya gelince cuk oturmuştu. Bu kupajı yaz akşamlarında tavsiye ederim. Sunum için Ebru TÜREDİ'ye teşekkür ettikten sonra bir yandan yanımızda getirdiğimiz şaraplarımızın tadına bakarken bir yandan da Tufan İLHAN'ın zeytinyağı hakkındaki sözlerine kulak kabarttık. Yörelere göre yetişen zeytinleri, sofralık olanlarının nerede, yağlık olanlarının nerede olduğunu, aklımızın ucundan bile geçmeyen yörelerimizde ne de çok zeytin ağacının bulunduğunu, toplumların genetik yapılarının belirlediği bir damak zevkleri olduğunu, piyasadan alacağımız yağların mutlaka soğuk sistem paslanmaz çelik preslerle sıkılanlardan olması durumunda daha sağlıklı olacağını hep bu konuşmalardan anladık. Tufan bey bu konuda gerçekten kendini iyi yetiştirmiş. İtalya'ya gidip eğitimler almış. Bilgilerini bizimle paylaştığı için ağzına sağlık. Masalarda gördüğünüz özel şişelerde bizlere hediye ettiği butik zeytinyağılar için de ayrıca teşekkür ederim. Nefis bir tadı var. Bu arada bu bilgileri bir başka toplantıda da bizlerle paylaşmaya söz aldık.


Ebru TÜREDİ
sunumunu yapıyor.


Perdeye aksedenler


Sunum Asistanı
Melek KOÇKAR


Zeytinyağı Eksperi
Tufan İLHAN


Tadım Güzelleri


Sohbet güzel mi? Güzel... şarap da bol....bizden keyiflisini bulmak zor o zaman. Dostlar birbirinden güzel şaraplar getirmişlerdi. Sağdaki fotografta "Tadım Güzelleri" alt yazısı ile gördüğünüz şarapları takdim edeyim sizlere. Soldan sağa: Tufan İLHAN - Vasilaki, Suat SÖYLER - Sultaniye, İrfan PAPİLA - Elma, Memet KARABULUT - Portakal, İrfan PAPİLA - Nar, Memet KARABULUT - Elma, İrfan PAPİLA - Üzüm ve Gecenin sürprizi Tufan İLHAN - Çikolata Likörü. Önce çikolatayı yapıp sonra alkol ekleyen Tufan bey'i tebrik ederim. Harika bir likör olmuştu. Tarifini sorduğumuzda hayli zor dedi ama ısrar ederseniz yazar bakarsınız.


İrfan PAPİLA ve kızı
Berrin PAPİLA


Suat SÖYLER


Feride SÖMEK


İrfan bey'in anıları I

Efendiiiim... Şaraplar hakkındaki aklımda kalan dedikodu notlarına geçelim isterseniz. Bu arada üzüm şaraplarının 2004, meyva şaraplarının ise 2005 olduğunu belirteyim. Tufan bey'in vasilakisi için Melek Hn; "Zeytinyağınız çok güzel ama şarap için biraz daha özenseydiniz ya" dedi. Suat bey'in sultaniyesi sunumla güzel bir birliktelik göstermişti ve beğeni aldı. İrfan bey'in elma şarabı hala gelişmesini sürdürdüğü için bol şekerliydi. Nar şarabına bal eklediğinden o da şekerliydi ama bal güzel bir tat vermişti. Üzüm şarabı için meyvenin cinsini sorduğumuzda pazardan aldığını ve satıcının boğazkere dediğini söyledi ama kendisi dahil hiç kimse boğazkere tadı alamadı. Ama olsun şarap güzeldi. Benim portakal ve elma şarapları hakkında olumsuz bir şey söylenmedi diye sevindim. Şaraplar için genel olarak konuşmak gerekirse burunda hepsi temizlerdi, meyvelerinin aroması hissediliyordu ve damakta hiçbir kötü şeyle karşılaşılmadı. Eh artık daha ne olsun gerisi damak keyfinize kalmış.

Zaman su gibi, şarap keyif içinde akıp gitti. Yine bir zengin kalkışı yaşandı. Ama ertesi günün iş günü olması nedeniyle kimse bu kalkışa itiraz etmedi. Keyifli bir akşamı yaşayan dostların mutlu bir şekilde vedalaşması kadar güzel bir şey o dostların bir sonraki daha keyifli toplantıda birlikte olacaklarını düşünmesiydi. Bu en azından benim için böyleydi. Ben böyle hissettim. Ama ayrılırken ellerini sıktığım dostların sıcaklığından anladığım şey bu hislerin sadece bana ait olmadığıydı.

Her zamanki gibi sona kalan birkaç kişi vardı. Onları "enginara hücuuum" fotografında çala kaşık görüyordunuz. Fatih ALTAN'ın elleri ile yaptığı nefis enginardan kalanları bitirmekle meşguller. Baktık daha içecek yer kalmış ve bu gün de kırmızı adına fazla bir şey içilmemiş. Biz de açtık bir Trilye Kırmızı, koyduk kadehlere, bu toplantının sonu böyle olsun dedik. İyi de etmişiz yani.

Gökten dört elma düşmüüüş..
Biri; toplantıya ev sahibeliği ve sunumu yapan Ebru TÜREDİ hanımefendiye,
İkincisi; Zeytinyağı konusunda bize brifing veren Tufan İLHAN beyefendiye,
Üçüncüsü ise; toplantıyı şereflendiren sevgili dostlara,
Dördüncüsü ise siz dinleyenlere.


Fatih ALTAN


Cem ve Ayşe SORUŞBAY


Tufan İLHAN


Ergün ve Lale KARATAŞ

  Kalın Sağlıcakla

Memet Karabulut

 
 

Diğer Fotograflar

 

self servis

İrfan bey'in anıları II
.

yazısız...
.

şerefe...nar şarabı
.

çikolata likörü dibi
arayışı

Feride nerede?
 
foto Melek KOÇKAR

enginara hücuuum...

kırmızı ile final.
 

Sayfaya Gelenler

Sevgili Mehmet Karabulut,
ellerine sağlık, yine mükemmel bir çalışma çıkmış ortaya..
Bu arada pazartesi günkü organizasyonda yer alan herkese çok teşekkürler.
Herşey çok güzeldi.

Sevgiler.
Suat Söyler
-------------------------------------

Memet bey,

Elinize, emeğinize sağlık.. Ne güzel yazmışsınız gene, şarabın tadını damağımda tam hissedemedim ama gelmiş kadar oldum... Bir dahaki sefere mutlaka geleceğim, aklım sizlerde kaldı vallaJ

Sağlıcakla kalın...
Özlem Tiftikçi
---------------------------------------------------

Sizin de kaleminize sağlık Memet bey!
Ve bize gösterdiği içtenlikle kusursuz ev  sahibemiz Ebru hanım.
Herşey için çok teşekkürler.

Fatih Altan
-----------------------------

 

Diğer Toplantı ve Gezilerin yer aldığı listeyi görmek için burayı tıklayabilirsiniz.

Ana Menü / Fotograf  / Galeriler / Makaleler / Şarap / Geziler 
                             DekomostRa

                      memet@dogusfm.com.tr