Bade Şarap Butik 23 Mayıs 2005
|
|
||
|
||
|
Şimdi gelelim akşamın güzelliklerini teker teker sıralamaya. Gelenleri karşılamak üzere açılan Pamukkale Trio (Narince+Semillon+Chardonnay) kadehlerde ayak üstü başlayan sohbet yediyi biraz geçe masa başına bir kişi eksikle oturmamızla son buldu. Bu toplantının geç geleni Tufan İLHAN oldu. Ama koltuğunun altındaki söz verdiği çikolata likörü kendisini affettirmeye yetti de arttı bile. Melek Hanım hazırladığı sunumla bizlere önce Semillon üzümünü anlattı ve ardından bu üzümden yapılan şarabın özelliklerini sıraladı. Hemen ardından kadehlere Talay Semillon kondu. Ama sunumda belirtilen özelliklerin şarapta algılanmaması nedeni ile olumlu not aldığını söyleyemem. Masadakilerin bu şarap hakkında söylediği sözler üzerine hatalı şarap tanımlanmasında kullanılması gereken sözcükler adına kısa bir süre görüş alış verişi yapıldı. Daha sonra Narince üzümüne geçildi. Bu üzüm hakkında söylenenler dinlendiğinde hiç de adının çağrıştırdığı gibi çıtkırıldım olmadığı aksine gayet güçlü, kimlikli ve 8 yıl kadar eskitilmeye uygun şaraplar yapılan bir üzüm çeşidimiz olduğu anlaşıldı. Nitekim; kadehlere konulan Diren 1998 Dörtnal Narince'si hayli beğeni aldı. Herkese tavsiye ederim. Sunum bitti (Sunum için tıklayın) ve Melek KOÇKAR'a da alkışlarla teşekkür ettikten sonra bir de bu iki güzel üzümün kupajının tadına bakalım dedik. Kadehlerimize Melen Şarapçılığın 2001 Semilllon+Narince kupajı ile doldurduk. Keyifle kadehlerimizdeki şarabı yudumlarken 19 Mayıs tatilini fırsat bilip Nihal Hanım'ın teklifini değerlendirerek Seddülbahir'e yaptığımız seyahat sırasında çektiğim fotograflardan oluşan bir gösteri izlendi. Yaptığımız kısa tatilin tüm keyfini yansıtmada eksik kalsa da Gelibolu yarımadasının ucundaki bağların güzelliğini ve Sarafin'in yeni yatırımlarını göstermesi açısından bakıldığında bilgilendirici yönü oldukça yararlı oldu diyebilirim. Buradan konukseverliği, içten ev sahibeliği ve güzel fotograflar çekmeme neden olduğu için kendim ve eşim adına Nihal Hanım'a bir kez daha teşekkür ederim. Bir teşekkür de fotograf gösterisi sonunda beni alkışlayan dostlara. Bundan sonra sıra geldi dostların getirdiği şarapların tadımına. Önce Suat SÖYLER'in 2005 Elma şarabını kadehlerimize koyduk. Suat bey, elma şarabını nasıl yaptığını anlattı. Dikkat çeken nokta elmaların kesildikten sonra bir müddet buzlukta bekletilmesi usulü ile yapıldığında durultma sorunu yaşanmadığıydı. Bu bana ders olsun ben rendeleyerek yaptığımdan halen tortu var. Olsun tadı hayli güzel. Suat bey'in beğeni alan şarabını alkışlarla uğurladıktan sonra Nihal hanımın 2004 Chardonnay'sini kadehlerimize doldurduk. Beyaza yakın açık sarı rengi temiz burnu ve nefis tadı ile aldığı beğeni Nihal hanımı hayli mutlu etti diyebilirim. Çünkü yaşadığı talihsiz şişeleme sorununun tüm şaraplarında geçerli olmadığını anlamış olduk. Tadım sonrasında kadehler baştaki fotografta gördüğünüz gibi Chardonnay için havalandı ve alkışlarla kırmızılara geçtik. Kırmızılara geçtik derken bu sıralı bir geçiş olmadı. Kırmızılara geçiş; masanın bir ucunun Fatih ALTAN'ın Bozcaada'dan toplantıya gelirken getirdiği Talay 2003 Karalahna'sını, masanın diğer bir ucunun Umurbey 2002 Merlot'yu ortası ise Pamukkale 2003 Çalkarası+Boğazkere kupajını açıp kadehlere dağıtarak şişeyi masada dolaştırması şeklinde oldu. Sağda ise içtiklerimizden geri kalan şişeler toplu olarak görülüyor. |
|
|
|
||
|
Tam bu sırada masadan yükselen bir heyecan kasırgası ile raflardan kafamı çevirdiğimde Ebru TÜREDİ'yi elinde çikolata likörü ile bankonun üzerine dizilmiş kadehlerin başında gördüm. Yine gözler çikolata likörü yapımcısı Tufan İLHAN'a döndü. Tufan bey, her toplantıya istediğimiz kadar çikolata likörü yaparak getireceğini ama bu sahte rakı olayından sonra tekel bayilerinde etil alkol bulmanın zorluğundan dert yandı. Şimdi herkes dört bir koldan etil alkol aramaya başladık. Bizim toplantıya gelecek arkadaşlara duyrulur. Şarabınızla birlikte etil alkol de getirebilirsiniz. Aman haa metil alkol getirmeyin. Zaten Tekel bayilerinde metil alkol satılmıyor. Hoş etil de bulunmuyor ya neyse. Çikolata likörü dolu (
dolu dediğime bakmayın fotografta da gördüğünüz gibi dokuz kişiye bir
gazoz misali ne kadar dolu olursa? ) kadehlerimizi Tufan İLHAN'ın ve tüm
çikolata likörü sevenlerin şerefine kaldırdıktan sonra sohbet kaldığı
yerden tüm hızıyla sürdü. Bayanların çikolataya dayanamadığını
biliyordum. En altta solda bulunan fotograftan da anlaşılacağı üzere
sanırım çikolata likörünü de en çok bayanlar sevdi. *Bozcaada gezisini ne
zaman yaparız? |
|
|
|
||
|
Sayfaya Gelenler: |
||
|
||
|
Ana Menü / Fotograf / Galeriler / Makaleler / Şarap / Geziler
DekomostRa
memet@dogusfm.com.tr