Bade Şarap Butik 21 Nisan 2005
|
|
||
|
||
|
|
Bu bilgiler; Melek KOÇKAR'ın güzel sunumundan ve sürpriz bir ziyaretle toplantımızı şereflendiren Hakan DOĞU'nun eklemelerinden kalan kırıntılardır. Kırıntı dedim de hemen belirteyim; bundan sonra okuyacaklarınızda aynı şekilde. Yani kırıntılarla yetineceksiniz. Çünkü toplantıda yaşananların güzellikleri karşısında yazdıklarımı başka bir şekilde tanımlayamazdım. Zaten her şeyi de yazmak olmaz. Hem toplantı mahremiyeti var hem de biraz meraklanırsınız da yolunuzu bir şekilde önümüzdeki toplantı ile kesiştirirsiniz diye düşünüyorum. Neyse efendim ben kırıntılara devam edeyim... Ergun KARATAŞ'ın "nazik" teklifi karşısında ev sahibemiz Ebru TÜREDİ'nin açmak zorunda kaldığı bir şişe beyaz şarabı kadehlerimize bölüştürüp spontane bir kokteyl ortamı yaratarak başlangıcı biraz geciktirmemiz gayet iyi oldu. Çünkü; sunumu yapacak olan Melek KOÇKAR' malum Istanbul trafiğini bahane eden geç kalma özürleri içersinde Bade'den içeri girdiğinde aslında biz daldığımız güzel sohbet içersinde kendisini çoktan unutmuştuk. İlk kez toplantımıza katılacak olan Abdullah bey'i yeteri kadar beklediğimize inancımız tam olarak masanın etrafına oturup sunumu izlemeye başladık. Melek hanım neredeyse sunumu bitirmek üzere iken aynı geç kalma gerekçeleri ile özür dileyerek Abdullah ALTIOK'da elinde iki şişe şarapla çıkageldi. Tadıma geçtiğimizde ilk olarak Suat SÖYLER'in 2004 Sultaniye'si kadehlere doldu. Hoş içimli bir şarap olmuştu. kendisini tebrik ettikten sonra havalandırma problemi ile hafif okside olduğu tespiti kendisine iletildi. Genç bir şarap için fazla sarımsıydı. Suat bey'in getirdiği ikinci şişede ise 2005 Ocak ayında yaptığı Elma şarabı vardı. Berrak, aroması net olarak algılanmakla birlikte damakta muz ile olan birlikteliğini ele veren şarabı için kendisine teşekkür ederken Hakan bey, meyve şaraplarını bir yıldan fazla bekletmenin risk olduğunu hatırlattı. İkinci olarak Fatih ALTAN'ın (Bozcaada) 2004 Karalahna'sının tadına baktık. Renk çok güzel olmakla beraber burunda hafif sarımsak kokusu aktarmanın geciktirildiği ve dinlenme sırasında damacana üzerinde fazla hava kalmasından doğan sorunlar yaşandığı ve de erken hasat bir üzümden yapıldığı tespit edildi. Kendisine teşekkür ederken Hakan DOĞU' dinlenme sırasında şarabımızı en az hava bırakacak şekilde bekletmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Çünkü haftalarca emek vererek yaptığımız her şeyi düzgün olan şarabımızı bu küçük ihmal ile heba etmemiş oluruz. |
|
|
||
|
Abdullah bey'e de teşekkürlerimizi sunup şarap getiren arkadaşların emeklerine sağlık deyip şişelerde kalan şarapları afiyetle içmeye henüz başlamıştık ki Hakan DOĞU, affını dileyip izin istediğinde hep bir ağızdan aaaaaa'ladık. Bir sonraki ziyaretinde daha fazla kalacağı sözünü aldıktan sonra Hakan bey'i uğurladık. Sohbet güzel olunca şarap dayanmazmış misali ev yapımı şaraplarımız hızla şişelerin dibini görünce bir şişe Baküs Trilye Kırmızı ile akşamın yıldızı bir şişe Cabernet imdada yetişti. Ama bunların da sohbetimizin hızına yetişmediği bilmem belirtmeme gerek var mı? Kimsenin yerinden kalkmak istemediği bir sohbeti ancak şarap dostları arasında yaşabileceğimize hem fikirdik. Bana "keyif" nedir? diye sorduklarında söyleyebileceğim şeylerden en başta geleni bu toplantılarımızdır. Aynı şeye gönül vermiş insanların bir arada bulunmasına, emek ve gönül verdiği ürünü getirip dostlarıyla paylaşmasına ve de içten bir sohbete dalıp zamanı durdurmaya başka bir ad vermek mümkün değil sanırım. |
|
|
Bu keyfi bana yaşatan dostlara sonsuz teşekkürlerimle yazımı noktalarken. Bundan sonraki toplantımızın 9 Mayıs 2005 Pazartesi günü olduğunu belirtirim. İlgilenen dostlar lütfen randevularını buna göre ayarlasın. Bade Butik sahibesi Ebru hanıma özel teşekkürlerimi kabul etmesi ricası ile toplantıya katılan veya katılamayan tüm dostlara sevgi ve saygılarımı sunarım. |
||
|
||
|
||
Ana Menü / Fotograf / Galeriler / Makaleler / Şarap / Geziler
DekomostRa
memet@dogusfm.com.tr