Bade Şarap Butik  21 Nisan 2005

 

Sunum konusu " Cabernet Sauvignon "

Yukarıdaki fotografla başlamamın nedeni kendim ve de kendim gibilerle ilgili. Yani pazarda veya markette göremiyeceğimiz Cabernet Sauvignon üzümünü yolumuz bir gün bağlara düştüğünde hemen ayırdedebilelim diye. Dergideki fotograf 1:1 oranında olduğundan üzümün tane küçüklüğü hemen farkediliyor... Kalın kabuklu ve yendiğinde ağızda acımsı bir tadı olan Cabernet'yi sofralık olarak yemek pek  keyif vermese de şaraplık üzümlerin en popüleri olduğunu ve şarap haline geldiğinde kendini reddedercesine nasıl keyif verici bir sıvı haline dönüştüğünü dünya alem biliyor. Sofralık üzüm - Şaraplık üzüm farkına en iyi örnek. Sofralık olarak pazarda satılsa yüzüne bakılmaz ama şarap dünyasında baş tacı ediliyor. Bu baş tacı edilmesinde üzümün pek çok iklimde yetişebilme dayanıklılığını göstermesinin de rolü büyük. Öyle ki Fransa'da ki ünlü filoksera salgının hasarsız atlatmış bir üzüm. Bu yüzden Cabernet Sauvignon bağları tüm dünyaya yayılmış durumda. Fransa'nın Bordeaux bölgesinin üzümü Cabernet Sauvignon ülkemizde Marmara ve Ege bölgelerinde  yetişmektedir. Cabernet Sauvignon'da frenk üzümü, böğürtlen, karadut, sedir, kurşun kalem, yeşil biber, nane, marmelat, tütün, yeşil biber aromalarını bulabilirsiniz.


Akşamın başlangıcı
Cabernet Sauvignon
sunumu



Sunumcu:
Melek KOÇKAR
 


Abdullah ALTIOK
 


Ebru TÜREDİ

Bu bilgiler; Melek KOÇKAR'ın güzel sunumundan ve sürpriz bir ziyaretle toplantımızı  şereflendiren Hakan DOĞU'nun eklemelerinden kalan kırıntılardır.  Kırıntı dedim de hemen belirteyim; bundan sonra okuyacaklarınızda aynı şekilde. Yani kırıntılarla yetineceksiniz. Çünkü toplantıda yaşananların güzellikleri karşısında yazdıklarımı başka bir şekilde tanımlayamazdım.  Zaten her şeyi de yazmak olmaz. Hem toplantı mahremiyeti var hem de biraz meraklanırsınız da yolunuzu bir şekilde önümüzdeki toplantı ile kesiştirirsiniz diye düşünüyorum.

Neyse efendim ben kırıntılara devam edeyim... Ergun KARATAŞ'ın "nazik" teklifi karşısında ev sahibemiz Ebru TÜREDİ'nin açmak zorunda kaldığı bir şişe beyaz şarabı kadehlerimize bölüştürüp spontane bir kokteyl ortamı yaratarak başlangıcı biraz geciktirmemiz gayet iyi oldu. Çünkü; sunumu yapacak olan Melek KOÇKAR' malum Istanbul trafiğini bahane eden geç kalma özürleri içersinde Bade'den içeri girdiğinde aslında biz daldığımız güzel sohbet içersinde kendisini çoktan unutmuştuk. İlk kez toplantımıza katılacak olan Abdullah bey'i yeteri kadar beklediğimize inancımız tam olarak masanın etrafına oturup sunumu izlemeye başladık. Melek hanım neredeyse sunumu bitirmek üzere iken aynı geç kalma gerekçeleri ile özür dileyerek Abdullah ALTIOK'da elinde iki şişe şarapla çıkageldi.

Tadıma geçtiğimizde ilk olarak Suat SÖYLER'in 2004 Sultaniye'si kadehlere doldu. Hoş içimli bir şarap olmuştu. kendisini tebrik ettikten sonra havalandırma problemi ile hafif okside olduğu tespiti kendisine iletildi. Genç bir şarap için fazla sarımsıydı. Suat bey'in getirdiği ikinci şişede ise 2005 Ocak ayında yaptığı Elma şarabı vardı. Berrak, aroması net olarak algılanmakla birlikte damakta muz ile olan birlikteliğini ele veren şarabı için kendisine teşekkür ederken Hakan bey, meyve şaraplarını bir yıldan fazla bekletmenin risk olduğunu hatırlattı.

İkinci olarak Fatih ALTAN'ın (Bozcaada) 2004 Karalahna'sının tadına baktık. Renk çok güzel olmakla beraber burunda hafif sarımsak kokusu aktarmanın geciktirildiği ve dinlenme sırasında damacana üzerinde fazla hava kalmasından doğan sorunlar yaşandığı ve de erken hasat bir üzümden yapıldığı tespit edildi. Kendisine teşekkür ederken Hakan DOĞU' dinlenme sırasında şarabımızı en az hava bırakacak şekilde bekletmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Çünkü  haftalarca emek vererek yaptığımız her şeyi düzgün olan şarabımızı bu küçük ihmal ile heba etmemiş oluruz.


Anekdotlar:
Hakan DOĞU


Sunum Asistanı
Ebru TÜREDİ


Suat SÖYLER


Fatih ALTAN ve
Funda TUNCER


Ergun KARATAŞ

Son Olarak Abdullah ALTIOK'un getirdiği yine 2004, muhtemelen Cinsault (Senso) üzümünden yaptığı şarabın tadına baktık. Abdullah bey, üzümü Şarköy'den aldığını ve adını bilmediğini söyledi. Bu da erken hasat bir üzüm olduğu düşük alkol derecesinden ve gelişmemiş aromalarından hemen belli oluyordu. Abdullah bey hidrometre kullanmadığını ve bu yüzden de şeker ilavesi yapmayı düşünmediğini söyledi. Sağlık olsun. Ergun bey soğuk olarak tüketildiğinde hayli güzel olacağını söyledi.


Bilgisayar Operatörü:
Süleyman OKUTAN


Kalkmaya hiç niyeti olmayan hoş sohbet
dostlar

Abdullah bey'e de teşekkürlerimizi sunup şarap getiren arkadaşların emeklerine sağlık deyip şişelerde kalan şarapları afiyetle içmeye henüz başlamıştık ki Hakan DOĞU, affını dileyip izin istediğinde hep bir ağızdan aaaaaa'ladık. Bir sonraki ziyaretinde daha fazla kalacağı sözünü aldıktan sonra Hakan bey'i uğurladık.

Sohbet güzel olunca şarap dayanmazmış misali ev yapımı şaraplarımız hızla şişelerin dibini görünce bir şişe Baküs Trilye Kırmızı ile akşamın yıldızı bir şişe Cabernet imdada yetişti. Ama bunların da sohbetimizin hızına yetişmediği bilmem belirtmeme gerek var mı? Kimsenin yerinden kalkmak istemediği bir sohbeti ancak şarap dostları arasında yaşabileceğimize hem fikirdik. 

Bana "keyif" nedir? diye sorduklarında söyleyebileceğim şeylerden en başta geleni bu toplantılarımızdır. Aynı şeye gönül vermiş insanların bir arada bulunmasına, emek ve gönül verdiği ürünü getirip dostlarıyla paylaşmasına ve de içten bir sohbete dalıp zamanı durdurmaya başka bir ad vermek mümkün değil sanırım.


Ergun bey'in yatması
Anlatılanların baymasından değil
Hakan bey'in iyi çıkması için


ve Ben; ayakta
kel ve gözlüklü

Bu keyfi bana yaşatan dostlara sonsuz teşekkürlerimle yazımı noktalarken. Bundan sonraki toplantımızın 9 Mayıs 2005 Pazartesi günü olduğunu belirtirim.  İlgilenen dostlar lütfen randevularını buna göre ayarlasın. Bade Butik sahibesi Ebru hanıma özel teşekkürlerimi kabul etmesi ricası ile toplantıya katılan veya katılamayan tüm dostlara sevgi ve saygılarımı sunarım.

Memet Karabulut

Toplantı Hakkında Yazanlar

Degerli Dostlar,

21 Nisan' da şaraplarımızın tadımı için sıcak misafirperverlikleriyle bize yer sağlayan Bade Sarapçılık'a gönülden teşekkür ediyorum. Bu arada <<yok kükürttü, mayaydı, hidrometreydi ; bunlar niye bu kadar kendilerini kasıyorlar ? >> deyip; körleme yaptığım; dün ilk kez görücüye çıkan şarabımın aslında çok daha titiz davranılmayı hak ettiğini öğrendim.

Sevgi Ve Saygılar
Abdullah Altıok
-----------------------------

Bade Şarap Butiği'nden "Merhaba" ,
21 Nisan 2005 akşamki tadıma ev sahibeliği yapmaktan büyük mutluluk duyduğumuzu bildirir, tadıma katılan,  şaraba gönül ve emek veren herkese çok teşekkür ederiz. Şaraplarınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkürler... Bir sonraki tadımda görüşmek dileğiyle..

Ebru Türedi
----------------------------

Merhabalar,

21 Nisan akşamı gerçekleşen tadım gerçekten çok keyifliydi.
Emeği geçen herkese teşekkürler ve
Bir sonraki tadımın fazla ara vermeden en kısa zamanda gerçekleşmesi dileğiyle..
Sevgiler..
Suat Söyler

 

 

Diğer Toplantı ve Gezilerin yer aldığı listeyi görmek için burayı tıklayabilirsiniz.

Ana Menü / Fotograf  / Galeriler / Makaleler / Şarap / Geziler 
                             DekomostRa

                      memet@dogusfm.com.tr