Bir Varmış, Bir Yokmuş

Bir varmış, bir yokmuş.
Evvel zaman içinde,
kalbur saman içinde.
Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken.
Develer tellal, pireler berber iken…

…diye başlayan masalları hangimiz dinlemedik? Gençler belki dinlememiştir ama onlar da böyle bir masal girişinin olduğunu duymuşlardır. Bu girizgâhın neden söylendiğini bilmezdim ama çok da hoşuma giderdi. Hele teyzem bu girizgâhı o kadar uzatırdı ki bazen masal giriş tekerlemesinden daha kısa olurdu. Özellikle günlerin kısa olduğu güz akşamları radyodan "ajanslar" dinlendikten sonra uykuya gönderilmeden önce "Bir varmıııış, bir yokmuuuuş" diye söze başlayan ebeveynimizin başına toplaşırdık. Bu masal biz çocuklara haberlerin dinlenmesi sırasında zorunlu olarak sustuğumuz için bir armağan olurdu. Benim dikkatinizi çekmek istediğim şey; masallara başlarken söylenegelen bu girizgâh tekerlemenin içeriği.

Merak ettiğim şey bu tekerlemenin Einstein tarafından bilinip bilinmemesi. Aslında daha çok merak ettiğim diğer bir şey de binlerce yıl önce bu sözleri söyleyen kimdi? Belki Einstein'dan önce de anlayanlar vardı ama onlar bu sözleri formüle edip adına da Özel Görecelik Kuramı (İzafiyet Teorisi) adını veremedikleri için duyulmadılar. Bildiğiniz gibi "Evvel"in bu zaman içinde olabilmesi veya bir kişinin babasının beşiğini sallayabilmesi ancak ve ancak Özel Görecelik Kuramı ile açıklanabiliyor. Yani, söylenenlerin olabilmesi için de ışık hızının üzerinde bir yolculuk yapıp zamanın gerisine düşmek gerekiyor. Bunun nasıl olabildiğini anlayanların sayısı günümüzde bile fazla olmadığından ( Kuram açıklandığında anlayanların sayısı 5 - Einstein-) binlerce yıl öncesinden günümüze kadar gelen bu tekerlemeyi ilk söyleyenleri ister istemez merak ederim. Bir çocuk hikayeleri yazarına sorduğumda bu girizgâh tekerlemesinin Sümerlere kadar dayandığını belirtti. Tekerlemede develerden bahsedildiği göz önüne alınırsa çıkış kaynağının yazarın dediği gibi Sümerler olma ihtimali yüksek.

Şu sıralar gazetelerde Einstein'ın Görecelik Kuramı'nın geçersiz kılındığı başlığı altında ışık hızının 300 kat üzerine çıkıldığı haberleri yazıldı. Laboratuar şartlarında yapılan bu deney henüz bağımsız bilim kaynakları tarafından tekrar sınanıp doğrulanmadı. Umarım doğrulanır. Ama bunun doğrulanmasının Görecelik Kuramı'nı çökerteceğini sanmıyorum. Olsa olsa bir katkıda bulunur. Çünkü özellikle Özel Görecelik Kuramı'nın bize anlatmak istediği şey "zaman"ın iki farklı referans noktasında farklı ilerlediğidir. Bu benim anladığım kadarıyla her hareketli sistemin kendine göre bir "zaman"ı olduğu anlamına geliyor. Hareketi ışık hızının üzerine çıkan sistemde bulunan birinin zamanı babasının içinde bulunduğu sistemin zamanına göre geriye doğru işlediğinden babasının beşik zamanına dönüyor denmek isteniyor.

Yazının başına dönecek olursak; Sümerler zamanında ışık hızının ne olduğunu, üstü hızlara ulaşınca neler olduğunu bilen veya bu hızlarda hareket eden birileri mi vardı?

Memet Karabulut
Haziran 2000

Beyin Fırtınası ve Radyo               Üzüm Taneleri  

 

 
 Ana Menü / Fotograf  / Galeriler / Makaleler / Şarap / Geziler 
                             DekomostRa

                      memet@dogusfm.com.tr