Bodrum Buluşması
                             
23-24 Ağustos 2008

Soldan sağa; ayaktakiler: Kadir UYUMAZ, Kadir VARGI, Emin DOĞRUEL, Aytunç ÖZBEY, Hikmet DİNÇER, Rahmi KOÇ, Nur DİNÇER, Haluk BERMEK, Rıdvan DURSUN, Cahit GÜVENSOY, Rıdvan DURSUN, Füsun YÜRÜT, Tufan İLHAN, Ergun KARATAŞ, Özlem ÇAKIR oturanlar: Selva İŞMEN, Mehmet VURAN, Erhan YÜRÜT

Kimler nereden kalkıp gelmediler ki bu buluşmaya. Kimi İstanbul'dan, kimi Ankara'dan, kimi Bodrum'dan. Kimileri işini bıraktı, kimileri tatilini kesti geldi. Ben tatilini kesip gelenlerdenim. İki Land Rover Defender ile çıkmıştık yola. Dağları aşa aşa dolaşıp gönlümüzce konaklayıp doğanın içinde, son durak yapacaktık bağbozumunu. Ama evdeki hesap uymadı yine yollara. Ben de ekibi istemeye istemeye bırakıp Foça'da bir otobüse atlayıp yetiştim partiye. Bağbozumu bekletmeye gelmezdi. Üzümün çağrısıydı bu. Şarabın seslenişiydi. Ya çağrıya uyup gider keyif alırsın ya da bu fotograflara bakıp bakıp hayıflanırsın. Baksanıza yukarıdaki fotografta yer alanlara. Nasılda hayat dolu gülümsemeler açmış yüzlerinde üzüm çiçeği gibi pıtrak. Toplanmışlar bağın ortasında, kadehlerinde geçen yıllardan gelen dostlarla, kutluyorlar topraktan yeni gelen dostlarını.



Selva hanımın önerisiyle Ankara gurubundan Erhan YÜRÜT arkadaşımız organize etti bu buluşmayı. Bodrum buluşmasının ilk ayağını Selva-Haluk İŞMEN çiftinin Çömlekçi köyünde bulunan bağındaki bağbozumu ve bağbozumu partisi oluşturmaktaydı. Gelen arabalar birer ikişer sıralandılar bağın yanından geçen yolun kenarına. Arabalarından inenlerin bir kısmı gölge yer aradılar Bodrum sıcağından korunmak için. Akşam serinliği inmeye başladığında bir elde bağ makası bir elde üzüm kasası ile üzüm kesmeye inildikten sonra bağa, kasalarda Şirazlarla, Zinfandellerle dönüldü. Topraktan gelenler sadece bunlarla sınırlı değildi. Zeytin, Zeytinyağı, incir, domates, biber, patlıcan ve İstanbul'daki evin bahçesindeki ağaçtan toplanan taze cevizler. Dalında kuruyan incirin tadı çerez gibi atıştıranların yüzünde şaşkınlık yaratacak kadar lezzetliydi.

Bekletmek olmazdı şaraba dönüştürmek arzusu dalından kesilen üzümü. Bu nedenle hemen çalıştırıldı sap ayırma makinesi ve ilk önce parçalanan Şirazlar girdi polikarbon su damacanalarına. Hemen kükürtlendi. Ardından Zinfandeller. Biz de Zinfandel alacaktık. Biz derken Cahit GÜVENSOY ve ben alacaktık ama ben bu alım işini çiçeği burnunda evdeşarapçı Cahit'e delege ettiğimden üzümü İstanbul'da gördüm. Sağ olsun Cahit; Zinfandel aşkına İstanbul'dan geldi, akşam partiye katıldı, sabah kalkıp kahvaltısını ettikten sonra bağa gitti, kükürtlenmiş üzümü aldı ve yola çıkıp klimalı arabayla sağ salim İstanbul'a yetiştirdi. Teşekkürler Cahit ve de Nurdan.

Sağ ve sol fotograflarda gördüğünüz üzüm parçalama operasyonu UYUMAZ ailesinin aldığı üzümlere uygulanmaktadır. Onun için fotograflarda aileyi çalışırken görüyorsunuz. Tufan bey ise atılan salkımları ön kükürtleme yapıyor.




Daha sonra damacanaya doldurma ve kükürtleme işini de Tufan İLHAN üstlenmiş durumda. Kenarda seyrederken görülenlerde zaman zaman olaya yardımcı olmaktadırlar. Tam bir evde şarap ekip çalışması. Biz evde şarapçılar için bu sap ayırma ve üzümün parçalanması işinin bağda makine ile yapılması hayli önemli. Aksi taktirde alınan üzümlerin evde tek tek saplarından ayrılıp parçalanması sırasında adeta kolların kopması ve belin tutulması durumu ile karşı karşıya kalınmaktadır. Hayli zahmetli olan bu aşama kolayca atlatılmış oldu.





 

Gelelim katılanların coşkusu ile şölene dönüşen bağbozumu partisine. Parti için bağ ile ev arasındaki taraça hazırlanmıştı. Zemini kaynak taşlarıyla kaplı taraça salkım söğüt ağaçları ve çiçek tarhları ile süslenmiş ve tahmin edildiği gibi önünde uzanan meyilli bağ alanı ve uzaklardaki tepeler güzel bir manzara seyrine imkan veriyordu. Konukların oturmaları için rahat koltukların yanı sıra  bank ve sandalye ile salıncak koltuklarda yerleştirilmişti. Şaraba eşlik etmek üzere bahçe masalarına  peynir çeşitleri, zeytin, zeytinyağı, ekmek ile birlikte taze fındık, taze ceviz masalarda yer almıştı. Kırmızı cherry domates, biberler ve incirler  ise bu görüntüyü renklendiriyordu. İlerleyen saatlerde acıkan konuklara hemen orada pişirilen peynirli gözleme ve dereotu ağırlıklı otlu börek servis edilmeye başlandı. İkisi de birbirinden lezzetliydi. Geçen yılın ürünü Zinfandel şarabı ise musluklu çelik güğüm ile baş köşeye yerleştirilmesiyle birlikte önünde sıra oluşması bir oldu.

İçilen şaraplar arasında diğer evde şarapçıların ürettiği şaraplarda vardı. Erhan YÜRÜT'ün 2005 Kalecik Karası, Rıdvan DURSUN'un 2007 Zinfandeli ve Mehmet VURAN'ın Cabernet Sauvignon, Şiraz ve Zinfandel'i hayli beğeni kazandı.

Konu şarap olunca kaynaşmak için başka bir nedene ihtiyaç duyulmuyor. Bu nedenle bazıları birbirini henüz tanımış evde şarapçılarla birlikte ilk kez orada karşılaşan diğer konukların "merhaba"dan hemen sonra sıcak bir sohbete dalmış olmalarını hiç kimse yadırgamıyordu. Başka kaç konu var ki insanları bu denli samimi ve içten bir şekilde birbirine yaklaştıran?

Gecenin sürpriz ünlü konuğu Rahmi KOÇ oldu. Selva hanım sıkılır belki diyerek çekinerek  çağırdığını söyledi ama hiç de öyle olmadı. Geldiği andan itibaren hayli neşeli sohbetler açmasının yanı sıra evde şarapçılara ve şaraplarına samimi ilgi göstermesi ile bizim çekingenliğimizi ortadan kaldırarak ilgi  odağımız olmasına yol açtı. Ne de olsa her toplantımızda böylesi ünlü bir konukla birlikte kadeh kaldırma şansımız olmuyordu. Yapılan şarapları tadarak beğenisini belirtirken şarapları yapan arkadaşlarla şarapları üzerine neşeli sohbetler yaparak içimlerinden keyif aldığını belirtti.  Evde Şarap hakkında kendisine bilgi verdiğimde sorularıyla daha fazla bilgi almak istemesini ilgilendiğinin açık belirtisi olarak gördüğümden kendisinin de üye olmasını teklif ettiğimde severek üye olabileceğini belirtti. Anlayacağınız şu an imkanları en geniş evde şarapçı Rahmi Bey oluyor. "Kim kurdu bu grubu?" diye sorduğunda kuruluşu ve etkinlikleri konusunda verdiğim bilgilerden sonra Hakan DOĞU'yu gıyabında tebrik etti. Ben de şu an bu tebriki kendisine iletmiş oldum.

İçtiği şarapları beğenerek üreten arkadaşlardan özellikle bir-iki şişe istemesi, gözlemeyi yapan hanımın  Rahmi Bey'in  teşekkürünü birlikte fotograf çektirme



şartı ile kabul etmesi, Rahmi Bey'in ayrılırken herkesle ayağına kadar giderek vedalaşması partiden diğer güzel anekdotlar olarak yer aldı.

Sohbet o denli güzeldi ki küçük guruplar halinde alanı kaplayan dostlar bağ denizi yanında güzel bir sohbet kumsalı oluşturmuştu diyebilirim. Bir grupta sohbet ederken biten şarabımı tazelemek için ayrıldığımda kendimi diğer guruplarla sohbet ederken bulduğumdan geri dönmem yarım saatten fazla tutuyordu. Gece ne zaman gelmişti? Akşamı daha yeni karşılamıştık. Kimse ilerleyen zamanın farkında bile değildi. Haydi kalkıyoruz dendiğinde ister istemez "Hiç oturmadık ki. Biraz oturalım da sonra kalkarız." dedim. Ama herkesten fazla yorulan ve biz ayrıldıktan sonra da yapılacak işleri bulunan ev sahiplerimize gönülden teşekkürlerimizi iletip ayrılırken farkına vardık ki ayrılmak kelimesinin hayli itici geldiği bir akşam yaşamıştık. Başta Selva Hanım olmak üzere bu akşamı yaşamamızda emeği geçen herkese teşekkür ederim.

 

Lale-Ergün KARATAŞ çiftinin Torbada yeni aldıkları evin en serin yeri olan verandadaki cibinlikli sedirde deliksiz diyebileceğim bir uyku çektikten sonra yeni günün programını uygulamaya gurubun genel konaklama mekanı olan Emin DOĞRUEL'in Gölköydeki Daphnis'inde sabah kahvaltısı ederek başladık. Öğle denilecek bir saatte kahvaltı edince biraz denize girip biraz güneşlendiğimizde saat 15.00 olmuştu bile. Yola koyulup Karova Pınarbelen köyündeki Mehmet VURAN'ın bağında olan randevumuza gittik. Sağlı sollu fotograflarda görüldüğü üzere çiftlik evlerinin avlusundaki ağaçların gölgesine yerleştirilen masaların etrafını çevirip sohbete başladık.

Evde hazırlanan ayranla birlikte börekleri atıştırırken hane halkı da akşam Milas'taki düğün için hazırlanıyordu. Böreklerden sonra bir akşam önce kapanın elinde kaldığından rahatça tadamadığımız Garova şaraplarını bu kez sakin sakin tatma fırsatı bulduk. Mehmet VURAN açtığı 2007 Merlot, Cabernet ve Zinfandeli birbiri ardına keyifle yudumlarken bir yandan da bağlar üzerine sohbet ediyorduk. Lezzetli şaraplar için ellerine sağlık Mehmet ve de Mustafa VURAN

Bodrum sıcağının etkisi ile ağırlaşan davranışlarımız sonucu yavaş hareket ediyorduk ama zaman bizimle anlaşma yapmadığından aynı hızla akmıyordu. Akşam olan yemeğin başlangıcını kaçırdığımızı anladığımızda dostlar bağlara doğru yol alırken biz önden gitmek için izin istedik. Çünkü yemeğe gitmeden önce uğramamız gereken bir iki yer daha vardı. Her şeyden önemlisi duş alıp kıyafetlerimizi değiştirmek için eve uğramalıydık.

Mehmet ve Mustafa VURAN'a teşekkür ederek ayrılırken daha sonra Bodrum'a gelişimizde mutlaka tekrar uğrayacağımıza söz verdik.


Elden geldiğince hızlı hareket etmemize rağmen Yalıkavak'taki yemeğe geç kalmıştık işte. Yalıkavak'ta yemek yiyenler bilir. Günbatımı muhteşemdir Yalıkavakta. Güneş kadeh elde batırılır. Ne güneş kalmıştı gittiğimizde ne geride bıraktığı kızıllık. Dostlar merak etmişti nerede kaldığımızı. Kısa bir açıklama ve özür diledikten sonra oturduk masamıza.

Frank MARCIANO tarafından organize edilen bu "Slow Food" yemeğinin menüsündeki espri yöresel yemeklerin masaya gelmesinde yatıyor. Yavaş yendiği gibi bir anlam çıkmasın. Fast food'a karşı olması açısından bu isim verilmiş ama bildiğiniz gibi her yemeğin yavaş yenmesi esastır. Yer Yalıkavak ve deniz kenarı olduğunda doğal olarak masaya gelen mezeleri rakıya daha uygun gördüğümüzden Ergün'ün başı çekmesiyle garsona içecek olarak rakı siparişi verdik. Baktık Ayşe SORUŞBAY'da bizim gibi yapmış. Gurubun eleştirel bakışlarını gördüğümüzde açıklama yapmak farz olduğundan " Biz evde şarapçıyız. Dışarıda serbest" esprisi ile bizi masadaki mezelerin yoldan çıkardığını izah ettik.

Ben mezelerle bir duble içtikten ve balığımı da yedikten sonra Hikmet DİNÇER'in ballı elma şarabı, Frank MARCIANO ve Emin DOĞRUEL'in şirazını tadarken yeniden şaraba dönüş yapmış oldum. Benim bir hafta dağlarda dolaşarak masalarına gelen 2007 Cabernet-Merlot-Gamay kupajımı içen dostlar ellerime sağlık dediler ama ben her ne kadar korumaya çalıştımsa da bu gezintinin şarabı olumsuz etkilendiğini gördüm. Sanırım onlarda fark etti ama nezaket gösterdikleri için teşekkür ederim.

Masalarda yer alan dostların büyük bir kısmı bir akşam önce de birlikte olduklarından masalar arası dolaşmalar ve sıcak sohbetler geçen akşam kaldığı yerden devam etti.

Yemeğin sonunda Frank MARCIONA ve Erhan YÜRÜT'ün teşekkür konuşmaları oldu. Alkışlar eşliğinde bize yemekleri hazırlayan şef ve ekibine teşekkür edildikten sonra ayrıldık. Yemek organizasyonu için teşekkürler Frank.

Ve geldik yazının sonuna.

Bu iki günlük güzel buluşmada yukarıdaki yazıda adı geçen veya geçmeyen birlikte olduğum tüm dost ve arkadaşlara benimle paylaşarak güzelleştirdikleri her dakika için ayrı ayrı teşekkür ederim.

Sürç-ü lisan ettimse affola

Bir sonraki Bodrum Buluşmasında birlikte olmak üzere.

Saygılarımla

Memet Karabulut


Not: Bu etkinlik süresince çektiğiniz fotografları ait oldukları kişilere ulaştırılması bakımından burada yayınlanmak ve arşivlenmek üzere tarafıma göndermenizi rica ederim. dekomostra@gmail.com
Fotografları orijinal boyutları ile göndermeniz önerilir.


Diğer Toplantı ve Gezilerin yer aldığı listeyi görmek için burayı tıklayabilirsiniz.

Ana Menü / Fotograf  / Galeriler / Makaleler / Şarap / Geziler 
                             DekomostRa

                      memet@dogusfm.com.tr

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hit Counter