BOZCAADA
                        
25 - 26 Eylül 2004

Saat 01:00 de Kadıköy'den hareket ettiğimizde ben de  yola erken çıkıyoruz diye düşünmüştüm ama Geyikli - Odunluk iskelesine arabalı vapurun hareketinden sadece yarım saat önce vardığımızda iyi ki erken çıkmışız dedim. Ancak yine de fazladan 1,5 saatimiz varmış. Çünkü biraz sert esen lodostan dolayı kaptan temkinli olup biraz havanın gidişatına bakmak istemiş. Bozcaada - Odunluk arasında sık sık arıza yapan 1 tek vapur çalışıyor. Ege denizinde yüzlerce yunan adasına vızır vızır hem de yepyeni feribotların çalıştığını düşünürsek bizim topu topu iki adamıza (Bozcaada ve Gökçeada) en yeni gemilerle sefer yapmak bir yana köprü bile yapmamız gerekir ama bir AB ye girelim; inşallah 2015 de  o da olacak.

Vapurun gelmesini bekleyen araçların her birinden bir ses yükseliyordu ve bekleyen vatandaş psikolojisi bir suçlu arıyordu ve bulmakta da gecikmedi: Kaptan. Eğer kaptan gelip bizi alsaydı ve hava daha da sertleşip gemi arıza yaptığında gemi belirsiz bir yere sürüklenirken eminim ayni kişiler yine kaptanı suçlayacaktı. Gemi hareket ettiğinde dalgalar altı düz olan feribotu beşik gibi sallamaya ve hemen akabinde 7 şiddetinde deprem gibi sarsmaya başladığında denizin karadan göründüğü gibi olmadığını herkes anlamış oldu. Neyse; 2 saat gecikmeli de olsa adaya vardık. Ama bu kez de geri nasıl döneceğimizi düşünmeye başladık. Adada zorunlu olarak 1 gün daha  kalma ihtimalinin de olduğunu düşününce grup ikiye bölündü. "Kalalım kalalım" deyip elini ovuşturanlar ile  "aaaa olmaz öyle şey işimiz gücümüz var" diyenlerden akşam yemeğinde hava durumunu öğrenince gülen taraf "işi gücü" olanlar oldu.

Vapurdan iner inmez rotayı konaklayacağımız Ataol Çiftliğine çevirip eşyalarımızı odalara atar atmaz yeniden midibüsümüze doluşup adanın merkezine geri döndük. Karımız acıkmıştı. Resit Soley'in Corvus Şarap Fabrikasına doğru yola çıkmadan önce adanın merkezinde bir şeyler atıştırmak için fazla zaman yoktu. Ama fotograf çekmek için illaki biraz zaman vardır. Üstelik Bozcaada bir fotografçı için cennet. Fotograf vermekte hayli cömert olan

adanın diğer yönleri de aşağı kalmıyor. Şöyle bir olay oldu: Karşı kaldırımdaki evin kapısını veya kendisini çekerken geçen arabalar kamera ile konu arasına girmemek için durup bekliyor. Bu  1 değil 2 değil 3 değil, 5 kez tekrarlanınca bu adalılar melek mi kardeşim diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Aslında; duran araç sürücülerinden iki bayan öyle idi ama konuyu saptırmayalım.

Reşit Soley'in Corvus'una gideceğimiz için adayı fotograflamayı sonraya bırakıp atladık midibüse...Bu arada; Corvus = Karga(Latince) Adada bol olan kargalardan esinlenilmiş. Fabrikanın kapısından girer girmez Reşit Soley'in bizi karşılaması ve anlatmaya başlaması bir oldu.  Reşit Soley'i bilenleriniz bilirler; şarap hakkında hayli bilgi ve deneyime sahip olmanın verdiği  rahatlıkla konusuna


 


 


 

hakim birisi olarak konuşmaya başladığında fabrikanın içinde sadece onun sesi yankılanıyordu. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar soluksuz anlatırken eksik bir şey bırakmadığından soracak soru bulmakta zorlanıyorsunuz. Corvus'a müthiş bir yatırım yapılmış. Ama her şeyden önce bilinçli bir yatırım yapılmış olması. Yerdeki fayanslarla aralarındaki boşluğu dolduran derz malzemesi için ayni para ödenmiş ama sonuçta  ortaya hijyen olarak bal dök yala bir tesis çıkmış. Corvus'un Bozcaada şarapçılığında bir dönüm noktası olacağını söylemek yerinde olur.

   

Kendi deyişi ile, bu işe başlarken önünde iki seçenek varmış. Ya kafasına vurup bir kenara atarlar, ya da heykelini dikerler. Ancak; bağ sahibi köylülerin gelip de budamayı nasıl yapması gerektiğini Reşit bey'e sormalarına ve bağdan fazla değil ama kaliteli üzüm almak için onun söylediklerine kulak asmaya başlamalarına bakarak ikinci seçeneğin olacağını söyleyebiliriz.

1

2

3

Şimdi evde şarap yapan arkadaşların yukarıdaki üç fotografa dikkatle bakmalarını istiyorum. 1 ve 2 nci fotografta görülen tanklarda cibre var (Üzüm Kabuğu+Çekirdeği+Şırası). Cibremiz maserasyon dediğimiz ilk fermantasyon süresini geçirmekteler. Üstleri açık ve sadece kalın naylonla örtülü. Fermantasyon sırasında açığa çıkan karbondioksit havadan ağır olduğundan cibrenin kapak tabir edilen en üstteki posa kısmının üzerini kaplayarak bir nevi koruma görevi yapar. Ama bu korumanın da bir sınırı var. Cibre kapağıdaki küflenmeyi engellemek için ortadaki fotografta görüldüğü üzere Reşit bey'in yaptığı gibi posayı pet şişe veya başka bir şeyle bastıra bastıra alttaki şıra ile ıslatmalısınız. Bu da yetmez şıranın oksijene olan ihtiyacını sağlamak için ara sıra alttaki şıradan biraz alıp yukarıdan üstüne dökülmeli.

Şimdi de 3 nolu fotografa bakın; Reşit bey ve Akın Bey'in önünde durduğu tankın içinde 2nci fermantasyonu da bitmiş tazecik bir şiraz üzümü şarabı duruyor. Tadına ben de baktım taze şarap olmasından dolayı nefis meyve tadı hayli baskın. Ve onun da üzeri açık. Açık derken naylonla örtülü o kadar. Şişelenene kadar öyle açık kalmayacak ama, Reşit bey; oksijen, korkulması değil şarap için gerekli olan bir şey olarak algılamalı. Hijyen kurallara ve üretim işlemindeki kurallara uyulduğunda kaliteli bir şaraba giden yolda şıramızı oksijene doyurmalıyız diyerek şarabın oksijene olan ihtiyacını önemle vurgulayan sözlerini bu fotograf çekilirken Akın bey'e söylüyordu.

Ölçümlerin yapıldığı Corvus'un beyni olan laboratuarının (4) artık dışardan gelen ölçümlere de yanıt vermesinin ada şarapçılığı için güzel bir gelişme olduğunu belirten Soley, Tekel'in eski  fabrikasından kalan beton fermantasyon tanklarını özel bir izolasyonla kaplayarak hijyen hale getirdikten sonra dinlendirme tankı olarak kullanılacağını belirtti.(5-8) Bazı beton tanklar da aralarındaki duvarlar yıkılarak mahzen olarak kullanılıyor.(6-7)

4
5

 6

  7

8

  9
10

Corvus'un, adadaki üzüm ve şarap üretimi üzerinde  devrim gibi bir değişim yapacağı üzerine ayaküstü sohbet ettikten (9) sonra Akın bey'in 2003 cabernet savignon üzümlerinden yaptığı şaraplarının tadımını da yapıp, (10) ertesi gün Corvus'un bağlarına gitmek üzere sözleşerek Reşit bey'i fabrikadaki yoğun çalışması ile baş başa bırakıp ayrıldık. Bu yoğun çalışma arasında bize vakit ayırdığı için teşekkür etmeyi bir kez de buradan tekrar etmek gerekir. Corvus'dan ayrılırken Türkiye'deki şarap üretimi konusunda yapı taşlarından biri olan bir fabrikanın ilk şarabını üretirken orada olmakla bir tarihe tanıklık ettiğimizi düşündüm.

Hava kararmak üzereydi, Çamlıbağ şarapçılığı ziyarete gittik. Üretim yerinde fazla kalamadan çıktık. Üretim yerinin hemen karşısında bulunan satış yerinde bir iki tadım yaptığımda pek hoşuma giden bir tat bulamadığımdan arkadaşların fotograflarını çekmekte yetindim. (11-12-13) Şarap kalitesi belirgin olmayınca doğal olarak bize satış yapamadı. Hoşumuza giden sadece kuntra üzümünden yapışmış bir mistel vardı. Mistel; ezilen üzümün alkolde dinlendirilmesi ile yapılmış.

 11

 12

 13


Güneş yavaş yavaş adanın ardına inmeye başladığında yemek zamanına kadar fotograf çekmek üzere gruptan ayrılıp sokak aralarına daldım. Dalmam ile kendimi bir fotograf ormanında bulmam bir oldu. Sokaklarda dolaşırken resmen sarhoş oldum diyebilirim. Bunun iki nedeni vardı; birincisi fotograf kareleri, değeri de sokak aralarındaki şarap fabrikaları. Akşamın esintisi sokak aralarında dolaşırken şarap kokularını da beraber getirdiğinden mis gibi şarap kokuları içinde dolaşıyorsunuz.

Fotograf çekerken; her kare kendi içinde pek çok kompozisyon barındırdığından baktığım yerden ayrılmam uzun sürüyordu. Aşağıdaki fotograflar (14-15-16) da bunu belirgin olarak görmek  mümkün.

 14

 15

 16

1718
1920

Bozcaadalılar için asma türü bitki aşığı diyebiliriz. Fotograflarda da görüldüğü gibi her evin önünde ya bir asma ya bir sarmaşık var. Özgürce dolanmışlar kapılara, duvarlara, pencerelere. Kıyamamışlar onları kesmeye. Sanırım bu yüzden üzüm bağları bir türlü kaliteli üzüm verememiş. Asma almış başını gitmiş. Işık izin verdiği surece

2122
2324

2526

2728

2930

Bozcaada'nın birbirinden hoş kapı ve evlerini fotograflamaya (17-30) devam ettim. Ama yeterli olmadığı kesin. En kısa süre sonra tekrar buluşmak üzere sözleştikten sonra ayaklarım geri geri giderek limana doğru ilerlerken kalbimi sokak aralarında bıraktım dersem umarım beni melankoliklikle suçlamazsınız. Belki şarap kokularına bağlayabilirsiniz ama eğer yolunuz Bozcaada'ya düştüğünde dikkatli bakarsanız diğer arkadaşların da kalplerini sokak aralarında olmasa bile bir sahil lokantasında, bir asma kütüğünde, bir şarap kadehinde görebilirsiniz.

31

32

Liman içindeki balıkçı barınağı kıyısı birbiri yanı sıra içkili lokantalarla dolu. (31) Yemek yerken manzarayı bir de muhteşem Bozcaada Kalesi  süslüyor. Biz bu manzarayı mevsim sonu olduğu için kalenin ışıklandırmasına son verdiklerinden sadece hava kararıncaya kadar görebildik. (32) Birbirinden lezzetli mezelerle başladığımız yemeği iri bir lüferle tamamladığımızda kahvelerimizi çarşı içindeki Ponente'de (33) içmek üzere kalktık.  Ponente'nin fotografını adanın hayli revaçta bir uğrak bar olmasının yanında gitmeye fırsat bulamadığım rüzgar santralının fotografını duvarında barındırdığı için çektim.

33

Midibüse doğru ilerlerken sanırım herkesin gözleri yarı kapanıktı. Hayli yorucu bir koşuşturma yaşamış olmanın yanı sıra görülenlerin beyin deki bilgi bombardımanı yapmasının da bunda etkisi çoktu. Sanırım; alkolün üzerimizdeki etkisini saymama gerek yok. Ataol Çiftliğine vardığımızda(34-35-37-39) herkes bir an önce yatağa kendini atmanın telaşı içindeydi. Kısa süre içinde odalarda sessizliğin hakim olması bu söylediklerimi destekliyor.

34

35

36

Sabah en erken ben kalktım. Aslında daha uzun süre uyumak istiyordum ama cep telefonumun iş günündeki alarm ayarını kapatmaya unuttuğumdan erkenden uyandım. Hazır uyanmışken gündoğumunu fotograflamak (36) için yandaki tepeye sabah yürüyüşü yaptım. Orada güneşin bulutlardan sıyrılışını beklerken sabah rüzgarının adanın bitkilerine karışarak gelen fısıltılarını dinlemek apayrı bir duygu. Sabah kahvaltısından(38)

37

38

39

hemen sonra midibüsümüze doluşup  Resit Soley eşliğinde Corvus'un bağlarına gittik. Şimdilik 140 dönüm olan bağlarda Merlot, Cabernet Savignon, Şiraz, Malbec ve Cabernet Frank üretiliyor ama hepsi toplanmış olduğundan bir tek cabernet savignonların neferiye tabir edilen bağ hakkı bırakılmıştı.(40) Bu kış gelmeden 4000 kazık dikilecek bağlar kuzey güney ekseninde poyraz ve karayel rüzgarlarına koridor olacak şekilde yaklaşık 40 derecelik bir açı ile dikilmişti.(41)

40

41

300 - 400 dönüm olarak planlanan bağlarda yapılan çalışmaları dinleyince iyi üzüme giden yolda ne kadar değişken parametreler olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Bir yılkı üzüm kalitesinin aynısını ertesi yıl bulmanın mümkünü yok. Peki hep aynı kalitede gibi üretilen şaraplar nasıl oluyor derseniz. (Örnek=Kavaklıdere Yakut) Bunu açıklamanın yolu kimyasal şarap sınırları içine girmeden mümkün mü? Yani; kupaj denilen çeşitli üzümlerin şaraplarının  karışımının formüllünü her yıl değiştirerek aynı kaliteyi yakalamak mümkün oluyor mu? Evet; kupaja giren şarapların oranlarını değiştirilerek bu kalite tutturuluyor ama yine de nüanslar oluyor. Kimyasal şarap ise

suni aroma+şeker+maya ile yapılıyor. Konu kimyasal şaraba ve katkı maddelerine girdiğinden  bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek için Reşit Soley'in(44) bu üretim tarzı ile alakası olmadığını hemen belirtmek isterim. Bu yazdıklarım orada konuşulanların özetlemesi.

Corvus'un hedefi büyük. İlk etapta Türkiye'deki en kaliteli şarabı üretmek. Ondan sonra ver elini Avrupa ve dünya kalitesi... Bunun için de önce kaliteli üzüm üretmenin alt yapısını tamamlamış. Fabrikayı fotograflarından gördünüz. Dışardan fidanlar getirip onları ada iklimine entegre etmemin çabasını vermiş. Bu çaba içinde ortaya çıkan sorunlara sofistike yaklaşımlar da var. Örneğin; yeni fidanları ada tavşanlarından korumak için süt kutularından korunak imalatı yapmak. Peki ada üzümleri ne olacak? Kuntra (Karasakız)

42

43

44

var. Karalahna var. Vasilaki var. Bunları da işliyor Corvus. Ama kaliteyi arttırmak için de bağ sahiplerine önerilerini kabul ettirmeye çalışıyor. Mesela; az ama kaliteli üzüm üretimine giden bir bağcının üzümünü iki misli fiyata almak. Üzümün ezilmesini önlemek için traktör arabası ile alım yerine kasalarda ve bazı üzümleri kasaya tek sıra dizdirerek toplatmak gibi. Ama diğer fabrikaları dolaşırken de böyle mi idi. Üzülerek söylemek gerekirse hayır. Kasalarda geliyordu ama kasalar ağzına kadar dolu ve şırası şakır şakır akarak. Hele sezonun yoğun olduğu ayda günlerce motor arabasında üzümün şırası şakır şakır akarken sırada bekleyebiliyor. Üzüm dalından koparıldığında fermantasyonun başladığı düşünülürse beklemesine ve ezilmesine yol açmak kaliteden o denli ödün vermek oluyor. 

45

46

47

48

Sırada Talay Şarapçılık vardı. Önceden konuştuğumuz Mehmet Talay bize fabrikayı gerdirerek bilgi verdi.(46-47-48) 500 dönüm civarındaki bağlarda Ada üzümlerinin yanı sıra Cabernet Savignon, Merlot, Şiraz, Cinsault (Senso) bigi yabancı üzümleri de yetiştirdiklerini ve Kalecik Karasını da önümüzdeki yıl adada yetiştirmeye başlayacaklarını söyledi. Üzüm yıkanmadan saplarından ayrıldıktan sonra kırım veya patlatma ezme işleminden sonra beton tanklara alınıyor. Burada maserasyon denilen fermantasyonun birinci aşaması devam ederken alttan alınan cibre yukarıdan boşaltmak suretiyle cibre havalandırılırken kapak ıslak tutulmuş oluyor. Bunları tekrar tekrar yazmamın nedeni iyice anlaşılması için. 1 hafta sonra posayı ayırıp çelik tanklarda ısı kontrollü olarak (Tanklardaki termometreler 22 - 26 derece arasında idi) fermantasyonu tamamlıyorlar. Beton, çelik tanklarda veya meşe fıçılarda dinlenme aşamasını tamamladıktan sonra şişeleme bölümüne alınan şarap etiketlenerek paketleniyor.(50) Mehmet Talay; Beton tankların çelik tanklardan farkı, şarabın gelişmesine az da olsa devam etmesine izin vermesi olarak belirtti. Meşe fıçıların da reçine tadı verdiğini ve gelişmeyi mikro ölçekte devam ettirdiğini zaten biliyorsunuz. Şişelenirken dolumdan sonra mantar kapatılmadan kalan 1 cm.lik boşluktaki

49

5051

52

havayı alıp azot basılarak koruma sağlanıyor. Daha sonra fabrikanın hemen karşı köşesindeki satış yerinde tadım yapmaya geçtik.(49-51-52) Plastik bardaklarda tadım yapılması, önden naylon kokusu gelmesi ve diğer kokuları bastırması bazı şaraplar için Akın bey'in itirazına neden olduğundan sonradan cam kadehlerle değiştirildi. Şaraplarımızı satın aldıktan sonra hediye tirbuşonlarımızı da kutulara koyup vapura yetişmek üzere Talay'dan ayrıldık. Üzüm ve badem almak üzere çarşıya yönlendik. Adanın meşhur domates reçelini almak isterdim ama oteldeki sabah kahvaltısında tadına baktığımda oldukça şekerli olduğunu gördüğümden almadım...Şeker fazla olunca aroması filan kalmıyor...kendim yaparım daha iyi...

53

54

55

Vapurdan geriye baktığımızda görünenlerle (53-54-55)ve de kaptan köşkünün yanındaki güvertede çekilen kendi makinemdeki tek hatıra fotografım ile (56 sağdan üçüncü) son vermeden önce Ezine'ye uğrayıp peynir ve zeytin aldığımızı belirteyim. Otobüste geziden mest olmamış bir kişi bile yoktu. Benim ise tadı damağımda kaldı diyebilirim.

56

Bekle Bozcaada geri geleceğim.

Memet Karabulut
27-28 Eylül 2004
 

Gezi organizasyonundaki çalışmalarından dolayı Melek Koçkar'a,
tüm yoğunluğuna rağmen bize zaman ayıran Reşit Soley'e,
ilgisini esirgemeyen Talay Şarapçılıktan Mehmet Talay'a,
aile ortamı sıcaklığındaki gezi arkadaşlarıma,
ayrı ayrı teşekkür ederim.
 

Yazdıklarımın ilave, eksik ve düzeltmelere açık olduğunu belirtirken sürç-ü lisan ettimse affola diyorum...Çünkü sizlerin  beklediğinizi bildiğimden hayli hızlı yazdım.

Sayfaya Gelenler

Sizi de Keyif Dünyası "Editör Ol" sayfasında yer almaya davet ediyorum. Değerli çalışmalarınız bir çok kişiye ışık tutacaktır.
Ayrıca bu antik kazı ile ilgili olarak web sitemizi kullanabilirsiniz.
> Birinci önerimiz bu konuda bir 468x60 a banner ı ücretsiz yayınlayabiliriz,
> Bağış için sitemizin ödeme alt yapısnı kullanabilirsiniz,
> Site olarak da maddi katkı bizde yapabiliriz,
Saygılarımızla,
 
D. Tunca Toker

Sayın Mehmet Bey
O güzel Bozcaada daki şarapçılığın yanında bozcaada kapı ve pencerelerinin sanatsal fotografları ve bu görüntülü  şarap dersi için çok teşekkür ederiz. Kıskanmadim değil, ne diyelim  bozcaada yı sizin gibi gezmenin  darısı başımıza,

İlhan Öztürk

Memet bey Bozcaada gezi yazisi ve fotograflar
harika gercekten.. Emeginize saglik diyorum... Orada
olmadigima hayiflanmamak mumkun degil..
Herkese iyi haftasonlari,
 

Özlem Tiftikci


Diğer Toplantı ve Gezilerin yer aldığı listeyi görmek için burayı tıklayabilirsiniz.

Ana Menü / Fotograf  / Galeriler / Makaleler / Şarap / Geziler 
                             DekomostRa

                      memet@dogusfm.com.tr