Saat 01:00 de
Kadıköy'den hareket ettiğimizde ben de yola erken çıkıyoruz diye
düşünmüştüm ama Geyikli - Odunluk iskelesine arabalı vapurun
hareketinden sadece yarım saat önce vardığımızda iyi ki erken
çıkmışız dedim. Ancak yine de fazladan 1,5 saatimiz varmış. Çünkü
biraz sert esen lodostan dolayı kaptan temkinli olup biraz havanın
gidişatına bakmak istemiş. Bozcaada - Odunluk arasında sık sık arıza
yapan 1 tek vapur çalışıyor. Ege denizinde yüzlerce yunan adasına
vızır vızır hem de yepyeni feribotların çalıştığını düşünürsek bizim
topu topu iki adamıza (Bozcaada ve Gökçeada) en yeni gemilerle sefer
yapmak bir yana köprü bile yapmamız gerekir ama bir AB ye girelim;
inşallah 2015 de o da olacak.
Vapurun gelmesini
bekleyen araçların her birinden bir ses yükseliyordu ve bekleyen
vatandaş psikolojisi bir suçlu arıyordu ve bulmakta da gecikmedi:
Kaptan. Eğer kaptan gelip bizi alsaydı ve hava daha da sertleşip
gemi arıza yaptığında gemi belirsiz bir yere sürüklenirken eminim
ayni kişiler yine kaptanı suçlayacaktı. Gemi hareket ettiğinde
dalgalar altı düz olan feribotu beşik gibi sallamaya ve hemen
akabinde 7 şiddetinde deprem gibi sarsmaya başladığında denizin
karadan göründüğü gibi olmadığını herkes anlamış oldu. Neyse; 2 saat
gecikmeli de olsa adaya vardık. Ama bu kez de geri nasıl
döneceğimizi düşünmeye başladık. Adada zorunlu olarak 1 gün daha
kalma ihtimalinin de olduğunu düşününce grup ikiye bölündü. "Kalalım
kalalım" deyip elini ovuşturanlar ile "aaaa olmaz öyle şey
işimiz gücümüz var" diyenlerden akşam yemeğinde hava durumunu
öğrenince gülen taraf "işi gücü" olanlar oldu.
Vapurdan iner inmez
rotayı konaklayacağımız Ataol Çiftliğine çevirip eşyalarımızı
odalara atar atmaz yeniden midibüsümüze doluşup adanın merkezine
geri döndük. Karımız acıkmıştı. Resit Soley'in Corvus Şarap
Fabrikasına doğru yola çıkmadan önce adanın merkezinde bir şeyler
atıştırmak için fazla zaman yoktu. Ama fotograf çekmek için illaki
biraz zaman vardır. Üstelik Bozcaada bir fotografçı için cennet.
Fotograf vermekte hayli cömert olan
|
|
 |

|
 |
adanın diğer
yönleri de aşağı kalmıyor. Şöyle bir olay oldu: Karşı kaldırımdaki
evin kapısını veya kendisini çekerken geçen arabalar kamera ile konu
arasına girmemek için durup bekliyor. Bu 1 değil 2 değil 3
değil, 5 kez tekrarlanınca bu adalılar melek mi kardeşim diye
düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Aslında; duran araç
sürücülerinden iki bayan öyle idi ama konuyu saptırmayalım.
Reşit
Soley'in Corvus'una gideceğimiz için adayı fotograflamayı sonraya
bırakıp atladık midibüse...Bu arada; Corvus = Karga(Latince) Adada
bol olan kargalardan esinlenilmiş. Fabrikanın kapısından girer
girmez Reşit Soley'in bizi karşılaması ve anlatmaya başlaması bir
oldu. Reşit Soley'i bilenleriniz bilirler; şarap hakkında
hayli bilgi ve deneyime sahip olmanın verdiği rahatlıkla
konusuna
|
|

|

|

|
hakim birisi olarak konuşmaya
başladığında fabrikanın içinde sadece onun sesi yankılanıyordu. Her
şeyi en ince ayrıntısına kadar soluksuz anlatırken eksik bir şey
bırakmadığından soracak soru bulmakta zorlanıyorsunuz. Corvus'a
müthiş bir yatırım yapılmış. Ama her şeyden önce bilinçli bir
yatırım yapılmış olması. Yerdeki fayanslarla aralarındaki boşluğu
dolduran derz malzemesi için ayni para ödenmiş ama sonuçta
ortaya hijyen olarak bal dök yala bir tesis çıkmış. Corvus'un
Bozcaada şarapçılığında bir dönüm noktası olacağını söylemek yerinde
olur.
|
|
 |
Kendi deyişi ile,
bu işe başlarken önünde iki seçenek varmış. Ya kafasına vurup bir
kenara atarlar, ya da heykelini dikerler. Ancak; bağ sahibi
köylülerin gelip de budamayı nasıl yapması gerektiğini Reşit bey'e
sormalarına ve bağdan fazla değil ama kaliteli üzüm almak için onun
söylediklerine kulak asmaya başlamalarına bakarak ikinci seçeneğin
olacağını söyleyebiliriz.
|
|
1 |
2
|
3 |
Şimdi evde şarap yapan arkadaşların
yukarıdaki üç fotografa dikkatle bakmalarını istiyorum. 1 ve 2 nci
fotografta görülen tanklarda cibre var (Üzüm
Kabuğu+Çekirdeği+Şırası). Cibremiz maserasyon dediğimiz ilk
fermantasyon süresini geçirmekteler. Üstleri açık ve sadece kalın
naylonla örtülü. Fermantasyon sırasında açığa çıkan karbondioksit
havadan ağır olduğundan cibrenin kapak tabir edilen en üstteki posa
kısmının üzerini kaplayarak bir nevi koruma görevi yapar. Ama bu
korumanın da bir sınırı var. Cibre kapağıdaki küflenmeyi engellemek
için ortadaki fotografta görüldüğü üzere Reşit bey'in yaptığı gibi
posayı pet şişe veya başka bir şeyle bastıra bastıra alttaki şıra
ile ıslatmalısınız. Bu da yetmez şıranın oksijene olan ihtiyacını
sağlamak için ara sıra alttaki şıradan biraz alıp yukarıdan üstüne
dökülmeli.
Şimdi de 3 nolu
fotografa bakın; Reşit bey ve Akın Bey'in önünde durduğu tankın
içinde 2nci fermantasyonu da bitmiş tazecik bir şiraz üzümü şarabı
duruyor. Tadına ben de baktım taze şarap olmasından dolayı nefis
meyve tadı hayli baskın. Ve onun da üzeri açık. Açık derken naylonla
örtülü o kadar. Şişelenene kadar öyle açık kalmayacak ama, Reşit
bey; oksijen, korkulması
değil şarap için gerekli olan bir şey olarak algılamalı. Hijyen kurallara ve
üretim işlemindeki kurallara uyulduğunda kaliteli bir şaraba giden
yolda şıramızı oksijene
doyurmalıyız diyerek şarabın oksijene olan ihtiyacını önemle
vurgulayan sözlerini bu fotograf çekilirken Akın bey'e söylüyordu.
|
Ölçümlerin
yapıldığı Corvus'un beyni olan laboratuarının (4) artık
dışardan gelen ölçümlere de yanıt vermesinin ada şarapçılığı için
güzel bir gelişme olduğunu belirten Soley, Tekel'in eski
fabrikasından kalan beton fermantasyon tanklarını özel bir izolasyonla kaplayarak hijyen hale getirdikten
sonra dinlendirme tankı olarak kullanılacağını belirtti.(5-8) Bazı beton tanklar da aralarındaki duvarlar yıkılarak
mahzen olarak kullanılıyor.(6-7)
|
4
5 |
|
6 |
7 |
8 |
|
9
10 |
Corvus'un, adadaki
üzüm ve şarap üretimi üzerinde devrim gibi bir değişim
yapacağı üzerine ayaküstü sohbet ettikten (9) sonra Akın bey'in
2003 cabernet savignon üzümlerinden yaptığı şaraplarının tadımını da
yapıp, (10) ertesi gün Corvus'un bağlarına gitmek üzere
sözleşerek Reşit bey'i fabrikadaki yoğun çalışması ile baş başa
bırakıp ayrıldık. Bu yoğun çalışma arasında bize vakit ayırdığı için
teşekkür etmeyi bir kez de buradan tekrar etmek gerekir. Corvus'dan
ayrılırken Türkiye'deki şarap
üretimi konusunda yapı taşlarından biri olan bir fabrikanın ilk
şarabını üretirken orada olmakla bir tarihe tanıklık ettiğimizi
düşündüm.
|
Hava kararmak
üzereydi, Çamlıbağ şarapçılığı ziyarete gittik. Üretim yerinde fazla
kalamadan çıktık. Üretim yerinin hemen karşısında bulunan satış
yerinde bir iki tadım yaptığımda pek hoşuma giden bir tat
bulamadığımdan arkadaşların fotograflarını çekmekte yetindim.
(11-12-13) Şarap kalitesi belirgin olmayınca doğal olarak bize satış
yapamadı. Hoşumuza giden sadece kuntra üzümünden yapışmış bir mistel
vardı. Mistel; ezilen üzümün alkolde dinlendirilmesi ile yapılmış.
|
|
11 |
12 |
13 |
Güneş yavaş yavaş
adanın ardına inmeye başladığında yemek zamanına kadar fotograf
çekmek üzere gruptan ayrılıp sokak aralarına daldım. Dalmam ile
kendimi bir fotograf ormanında bulmam bir oldu. Sokaklarda
dolaşırken resmen sarhoş oldum diyebilirim. Bunun iki nedeni vardı;
birincisi fotograf kareleri, değeri de sokak aralarındaki şarap
fabrikaları. Akşamın esintisi sokak aralarında dolaşırken şarap
kokularını da beraber getirdiğinden mis gibi şarap kokuları içinde
dolaşıyorsunuz.
Fotograf çekerken; her kare kendi içinde pek çok
kompozisyon barındırdığından baktığım yerden ayrılmam uzun
sürüyordu. Aşağıdaki fotograflar (14-15-16) da bunu belirgin olarak görmek
mümkün.
|
|
14 |
15 |
16 |
|
17 18
19 20 |
Bozcaadalılar için asma türü bitki aşığı diyebiliriz. Fotograflarda
da görüldüğü gibi her evin önünde ya bir asma ya bir sarmaşık var.
Özgürce dolanmışlar kapılara, duvarlara, pencerelere. Kıyamamışlar
onları kesmeye. Sanırım bu yüzden üzüm bağları bir türlü kaliteli
üzüm verememiş. Asma almış başını gitmiş. Işık izin verdiği surece
|
21 22
23 24 |
|
25 26 |
27 28 |
29 30 |
Bozcaada'nın birbirinden hoş kapı ve evlerini fotograflamaya
(17-30)
devam ettim. Ama yeterli olmadığı kesin. En kısa süre sonra tekrar
buluşmak üzere sözleştikten sonra ayaklarım geri geri giderek limana
doğru ilerlerken kalbimi sokak aralarında bıraktım dersem umarım
beni melankoliklikle suçlamazsınız. Belki şarap kokularına
bağlayabilirsiniz ama eğer yolunuz Bozcaada'ya düştüğünde dikkatli
bakarsanız diğer arkadaşların da kalplerini sokak aralarında olmasa
bile bir sahil lokantasında, bir asma kütüğünde, bir şarap kadehinde
görebilirsiniz.
|
|
31
32 |
Liman içindeki
balıkçı barınağı kıyısı birbiri yanı sıra içkili lokantalarla dolu.
(31) Yemek yerken manzarayı bir de muhteşem Bozcaada Kalesi
süslüyor. Biz bu manzarayı mevsim sonu olduğu için kalenin
ışıklandırmasına son verdiklerinden sadece hava kararıncaya kadar
görebildik. (32) Birbirinden lezzetli mezelerle başladığımız
yemeği iri bir lüferle tamamladığımızda kahvelerimizi çarşı içindeki Ponente'de
(33) içmek üzere kalktık. Ponente'nin fotografını adanın
hayli revaçta bir uğrak bar olmasının yanında gitmeye fırsat
bulamadığım rüzgar santralının fotografını duvarında barındırdığı
için çektim.
|
|
33 |
Midibüse doğru
ilerlerken sanırım herkesin gözleri yarı kapanıktı. Hayli yorucu bir
koşuşturma yaşamış olmanın yanı sıra görülenlerin beyin deki bilgi
bombardımanı yapmasının da bunda etkisi çoktu. Sanırım; alkolün
üzerimizdeki etkisini saymama gerek yok. Ataol Çiftliğine
vardığımızda(34-35-37-39) herkes bir an önce yatağa kendini atmanın telaşı
içindeydi. Kısa süre içinde odalarda sessizliğin hakim olması bu
söylediklerimi destekliyor.
|
|
34 |
35 |
36 |
Sabah en erken ben
kalktım. Aslında daha uzun süre uyumak istiyordum ama cep
telefonumun iş günündeki alarm ayarını kapatmaya unuttuğumdan
erkenden uyandım. Hazır uyanmışken gündoğumunu fotograflamak (36) için yandaki tepeye sabah yürüyüşü yaptım. Orada güneşin
bulutlardan sıyrılışını beklerken sabah rüzgarının adanın
bitkilerine karışarak gelen fısıltılarını dinlemek apayrı bir duygu.
Sabah kahvaltısından(38)
|
|
37 |
38 |
39 |
hemen sonra midibüsümüze doluşup Resit Soley eşliğinde
Corvus'un bağlarına gittik. Şimdilik 140 dönüm olan
bağlarda Merlot, Cabernet Savignon, Şiraz, Malbec ve Cabernet Frank
üretiliyor ama hepsi toplanmış olduğundan bir tek cabernet
savignonların neferiye tabir edilen bağ hakkı bırakılmıştı.(40) Bu
kış gelmeden 4000 kazık dikilecek bağlar kuzey güney ekseninde
poyraz ve karayel rüzgarlarına koridor olacak şekilde yaklaşık 40
derecelik bir açı ile dikilmişti.(41)
|
|
40
41 |
300 - 400 dönüm olarak planlanan
bağlarda yapılan çalışmaları dinleyince iyi üzüme giden yolda ne
kadar değişken parametreler olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Bir
yılkı üzüm kalitesinin aynısını ertesi yıl bulmanın mümkünü yok. Peki hep
aynı kalitede gibi üretilen şaraplar nasıl oluyor derseniz.
(Örnek=Kavaklıdere Yakut) Bunu açıklamanın yolu kimyasal şarap
sınırları içine girmeden mümkün mü? Yani; kupaj denilen çeşitli
üzümlerin şaraplarının karışımının formüllünü her yıl değiştirerek aynı kaliteyi yakalamak mümkün
oluyor mu?
Evet; kupaja giren şarapların oranlarını değiştirilerek bu kalite
tutturuluyor ama yine de nüanslar oluyor. Kimyasal şarap ise
|
suni
aroma+şeker+maya ile yapılıyor. Konu kimyasal şaraba ve katkı
maddelerine girdiğinden bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek
için Reşit Soley'in(44) bu üretim tarzı ile alakası olmadığını hemen
belirtmek isterim. Bu yazdıklarım orada konuşulanların özetlemesi.
Corvus'un hedefi
büyük. İlk etapta Türkiye'deki en kaliteli şarabı üretmek. Ondan
sonra ver elini Avrupa ve dünya kalitesi... Bunun için de önce
kaliteli üzüm üretmenin alt yapısını tamamlamış. Fabrikayı
fotograflarından gördünüz. Dışardan fidanlar
getirip onları ada iklimine entegre etmemin çabasını vermiş. Bu çaba
içinde ortaya çıkan sorunlara sofistike yaklaşımlar da var. Örneğin;
yeni fidanları ada tavşanlarından korumak için süt kutularından
korunak imalatı yapmak. Peki ada üzümleri ne olacak? Kuntra
(Karasakız)
|
|
42 |
43 |
44 |
var. Karalahna
var. Vasilaki var. Bunları da işliyor Corvus. Ama kaliteyi arttırmak
için de bağ sahiplerine önerilerini kabul ettirmeye çalışıyor.
Mesela; az ama kaliteli üzüm üretimine giden bir bağcının üzümünü iki misli
fiyata almak. Üzümün ezilmesini önlemek için traktör arabası ile
alım yerine kasalarda ve bazı üzümleri kasaya tek sıra dizdirerek
toplatmak gibi. Ama diğer fabrikaları dolaşırken de böyle mi idi.
Üzülerek söylemek gerekirse hayır. Kasalarda geliyordu ama kasalar
ağzına kadar dolu ve şırası şakır şakır akarak. Hele sezonun yoğun
olduğu ayda günlerce motor arabasında üzümün şırası şakır şakır akarken
sırada bekleyebiliyor. Üzüm dalından koparıldığında fermantasyonun
başladığı düşünülürse beklemesine ve ezilmesine yol açmak kaliteden
o denli ödün vermek oluyor.
|
|
45
46
47
48 |
Sırada Talay
Şarapçılık vardı. Önceden konuştuğumuz Mehmet Talay bize fabrikayı
gerdirerek bilgi verdi.(46-47-48) 500 dönüm civarındaki bağlarda Ada
üzümlerinin yanı sıra Cabernet Savignon, Merlot, Şiraz, Cinsault
(Senso) bigi yabancı üzümleri de yetiştirdiklerini ve Kalecik Karasını
da önümüzdeki yıl adada yetiştirmeye başlayacaklarını söyledi. Üzüm
yıkanmadan saplarından ayrıldıktan sonra kırım veya
patlatma ezme işleminden sonra beton tanklara alınıyor. Burada
maserasyon denilen fermantasyonun birinci aşaması devam ederken
alttan alınan cibre yukarıdan boşaltmak suretiyle cibre
havalandırılırken kapak ıslak tutulmuş oluyor. Bunları tekrar tekrar
yazmamın nedeni iyice anlaşılması için. 1 hafta sonra posayı ayırıp
çelik tanklarda ısı kontrollü olarak (Tanklardaki termometreler 22
- 26 derece arasında idi) fermantasyonu tamamlıyorlar. Beton, çelik
tanklarda veya meşe fıçılarda dinlenme aşamasını tamamladıktan sonra
şişeleme bölümüne alınan şarap etiketlenerek paketleniyor.(50) Mehmet Talay; Beton tankların çelik tanklardan farkı,
şarabın gelişmesine az da olsa devam etmesine izin vermesi olarak
belirtti. Meşe fıçıların da reçine tadı verdiğini ve gelişmeyi mikro
ölçekte devam
ettirdiğini zaten biliyorsunuz. Şişelenirken dolumdan sonra mantar
kapatılmadan kalan 1 cm.lik boşluktaki
|
|
49 |
50 51 |
52 |
havayı alıp azot
basılarak koruma sağlanıyor.
Daha sonra fabrikanın hemen karşı köşesindeki satış yerinde tadım
yapmaya geçtik.(49-51-52) Plastik bardaklarda tadım yapılması, önden
naylon kokusu gelmesi ve diğer kokuları bastırması bazı şaraplar
için Akın bey'in itirazına neden olduğundan sonradan cam kadehlerle
değiştirildi. Şaraplarımızı satın aldıktan sonra hediye
tirbuşonlarımızı da kutulara koyup vapura yetişmek üzere Talay'dan
ayrıldık. Üzüm ve badem almak üzere çarşıya yönlendik. Adanın meşhur
domates reçelini almak isterdim ama
oteldeki sabah kahvaltısında tadına baktığımda oldukça şekerli
olduğunu gördüğümden almadım...Şeker fazla olunca aroması filan
kalmıyor...kendim yaparım daha iyi...
|
|
53 |
54 |
55 |
Vapurdan geriye
baktığımızda görünenlerle (53-54-55)ve de kaptan köşkünün yanındaki
güvertede çekilen kendi makinemdeki tek hatıra fotografım ile (56
sağdan üçüncü) son
vermeden önce Ezine'ye uğrayıp peynir ve zeytin aldığımızı
belirteyim. Otobüste geziden
mest olmamış bir kişi bile yoktu. Benim ise tadı damağımda kaldı
diyebilirim.
|
56 |
Bekle Bozcaada geri
geleceğim.
Memet Karabulut
27-28 Eylül 2004
Gezi
organizasyonundaki çalışmalarından dolayı Melek Koçkar'a,
tüm yoğunluğuna rağmen bize zaman ayıran Reşit Soley'e,
ilgisini esirgemeyen Talay Şarapçılıktan Mehmet Talay'a,
aile ortamı sıcaklığındaki gezi arkadaşlarıma,
ayrı ayrı teşekkür ederim.
|
Yazdıklarımın ilave,
eksik ve düzeltmelere açık olduğunu belirtirken sürç-ü lisan ettimse
affola diyorum...Çünkü sizlerin beklediğinizi bildiğimden
hayli hızlı yazdım.
Sayfaya Gelenler
Sizi de Keyif Dünyası "Editör Ol"
sayfasında yer almaya davet ediyorum. Değerli çalışmalarınız bir
çok kişiye ışık tutacaktır.
Ayrıca bu antik kazı ile ilgili
olarak web sitemizi kullanabilirsiniz.
> Birinci önerimiz bu konuda bir
468x60 a banner ı ücretsiz yayınlayabiliriz,
> Bağış için sitemizin ödeme alt
yapısnı kullanabilirsiniz,
> Site olarak da maddi katkı bizde
yapabiliriz,
Saygılarımızla,
D. Tunca Toker
Sayın Mehmet Bey
O güzel Bozcaada daki şarapçılığın yanında bozcaada kapı ve
pencerelerinin sanatsal fotografları ve bu görüntülü şarap
dersi için çok teşekkür ederiz. Kıskanmadim değil, ne diyelim
bozcaada yı sizin gibi gezmenin darısı başımıza,
İlhan Öztürk
Memet bey Bozcaada gezi yazisi ve fotograflar
harika gercekten.. Emeginize saglik diyorum... Orada
olmadigima hayiflanmamak mumkun degil..
Herkese iyi haftasonlari,
Özlem Tiftikci
Diğer
Toplantı ve Gezilerin yer aldığı listeyi görmek için burayı
tıklayabilirsiniz.
|